
Başak Dizer Fransez ve Deniz Marşan eski iş arkadaşlarım, muhteşem ikili...Bu kızlar da kim diyen pek olacağını sanmıyorum ama kendileri 2shoppers.net'in kurucusu ve Aşkı Memnu'yu giydiren stil danışmanları olarak da tanınıyor.
Malum onlar Bilsar'dan ayrılmış olsa da ben halen aynı yerde çalışmaya devam ediyorum ve daha önce de dediğim gibi çok fazla bloguma zaman ayıramıyorum :))
Yalnız hoşunuza gideceğini düşündüğüm bir bölüm yapmaya karar verdim..
Sizlere her hafta Başak'ın seçtikleri bölümü yapacağım.. Hem de kendi için seçtiklerini..
Gündelik hayatta Başak neler giyiyor.. Nerelerden alışveriş yapar.. Neyi neyle kombinler..
Deniz'i eskisi kadar sık göremesem de her fırsatta onun kombinlerini de sizinle paylaşacağım :)
Yakından tanıyan biri olarak Başak ve Deniz'i kısaca özetlersem..
Deniz: Deli dolu, süper tatlı, konuşkan, güzel, arabasına binmeyin, alkolsever, stil sahibi, yanında sıkılmanız imkansız, yardımsever (Mor Çatı), köpeği var, 81'li...
Başak: asil, kibar, tasarımcı, sağlıklı yaşar, güzel giyinir, mantıklı, eğlenceli, 77'li, kedisi var...
En büyük ortak yönleri: girişimci, eğlenceli, çok zevkli, stil sahibi.. o kadar.. iki zıt karakter..
Elif Berköz'ün son haberinden alıntı.. daha yakından tanımak isteyenlere..
(ELİF BERKÖZ ÜNYAY elif.berkoz@milliyet.com.tr)
Alışveriş ve stil danışmanları Başak Dizer Fransez ve Deniz Marşan’ın verdiği hizmetlerden biri de gardırop check-up’ı. İkili miadını doldurmuş kıyafetleri itinayla ayıklıyor, hâlâ moda olanları elden geçiriyor, farklı kombinler konusunda yardımcı oluyor. Ayrıca bir eteği veya bluzu kaç farklı şekilde giyebileceğinizi anlatıyor..
Alışveriş yapmaya zamanınız yok, o kadar çok mağaza var ki neyi nereden alacağınızı bilemiyorsunuz. Kombin yapmak sizin için çok zor. Hangi pantolonu hangi bluzla giymeli? Alışveriş ve stil danışmanları Başak Dizer Fransez ve Deniz Marşan tarzı olmayanlara tarz yaratıyor, tarzı olanlar için ise mağazaları geziyor; sezonun trend ve renklerinde, stillerine uygun sezon alışverişi yapıyor. Cildinize ve saçınıza giden renkleri seçiyor, vücut tipinize en uygun kesimleri buluyor, uzak duracağınız modelleri belirliyor, sizi “stil sahibi” yapıyorlar.
Kayak tatiline gidene trendlere göre bavul
Alışveriş ve stil danışmanlığında kıyafetlere ayrılan bütçenin yüzde 25’ini danışmanlık ücreti olarak alan ikili adamakıllı bir gardırop hazırlamak için yaklaşık 30 kıyafet alınması gerektiğini söylüyorlar: “Bu kıyafetlere uygun 50 kombin belirliyoruz. Eşleştirmeleri unutmamaları için kombinlerin fotoğrafını çekiyor ve müşterimize veriyoruz.”
Fransez ve Marşan isterseniz daha küçük bir bütçeyle farklı gardıroplar da hazırlıyorlar. Mesela “Bir haftalık bir tatile çıkıyorum. Bavuluma sığacak sayıda kombin seçer misiniz?” diyene de “Kayağa gidiyorum. Bana kış trendlerini yansıtan bir bavul hazırlayın” diyene de yardımcı oluyorlar.
2shoppers adıyla hizmet veren ikili Bilsar’da 1,5 yıl boyunca aynı masada çalışmış, sonra dost olmuşlar. Fransez hala Bilsar’da tasarımcı.
İşe başlama hikayelerini anlatırken “Arkadaşlarımız ikimizden de stillerini oluşturma konusunda yardım ister, ‘Haydi birlikte alışverişe çıkalım’ gibi isteklerde bulunurlardı. Bu eğlenceli hobimizi işe dönüştürerek şirketimiz 2shoppers’ı kurduk” diyorlar.
Fransez ve Marşan sadece kadınları değil erkekleri de giydiriyor. Erkeklerin giyim konusundaki önyargılarını kırmaya çalışıyorlar: “Erkeklerin en çok kortukları şey feminen görünmek. Pembe, mor, kırmızı, turuncudan kaçınıyorlar.”
“Özellikle kadınlara tavsiyelerde bulunurken ‘ayarı’ iyi yapmak lazım. Onlara vücut tiplerindeki kusurları anlatırken nasıl bir yol izliyorsunuz?” sorusunu Başak Dizer Fransez şöyle cevaplıyor: “Kalçalarınız göğsünüze göre hafifçe geniş ama biz onu hallederiz, kamufle ederiz, merak etmeyin’ diyoruz. Kusurunu bir türlü kabul etmeyenlere ise size şu kesimdeki elbiseler yakışıyor, trendleri unutun şeklinde açıklama yapıyoruz.”
“Beren Saat için femme fatale tarzda kıyafetler seçiyoruz”
“Aşk-ı Memnu” dizisinin başrol oyuncularını da siz giydiriyorsunuz.
Deniz M.: Tüm dizilerde kostüm ekibi var ama ilk defa bir dizide karakterlere özel styling yapılıyor. Senaryo ekibi başrollerdeki karakterlerin özelliklerini anlattı. Karakterlere ve senaryonun gelişimine göre belirledik giyimlerini. Ben Nebahat Çehre (Firdevs), Beren Saat (Bihter) ve Nur Aysan’ın (Peyker) kıyafetleriyle ilgileniyorum.
Başak D. F.: Ben de Kıvanç Tatlıtuğ (Behlül) ve Selçuk Yöntem’inkilerle (Adnan).
Beren Saat’in canlandırdığı Bihter karakterinin gardırobunu nasıl oluşturdunuz?
Deniz M.: Bihter karakteri evlenmeden önce daha masumane, daha yaşına uygun giyinirken kendinden yaşça büyük bir adamla evlenince daha dişi oldu, daha güçlü bir kadın haline geldi. Femme fatale tarzda kıyafetler belirledik Beren için. Vücut hatlarını belli eden, iddialı tasarımlar giydiriyoruz. Bir eşofman giyse bile vücudunu ön plana çıkarıyoruz.
Nebahat Çehre, Firdevs rolünde günün her anı şık. Boynunu sakatladığında ve boyunluk taktığında bile fularını eksik etmedi. Boyunluğuna doladı fuları.
Deniz M.: Firdevs gösterişe meraklı bir karakter. Havalı, süslü bir kadın. Takmayı takıştırmayı seviyor. Bu yüzden hasta haliyle bile fular takması, şık giyinmesi normal. Firdevs’e özel baston yapıldı, bastonun üstü bile taşlarla süslüydü.
“Kıvanç Tatlıtuğ’a hovarda bir hava vermeye çalışıyoruz”
Kıvanç Tatlıtuğ’un dizideki tarzını belirlerken nelere dikkat ettiniz?
Başak D. F.: Çapkın, eğlenmeyi seven bir çocuk Behlül. Karakter anlatılırken “Çok efendi görünmesin, kolej çocuğu gibi giyinmesin” denildi. Onun için dar kesimler, iddialı modeller seçtik. Türkiye’deki klüp gençliğinin giyindiği gibi giydirdik. Spor tarzdaki ayakkabılarla, kasketlerle, atkılarla ve deri ceketlerle ona hovarda bir hava vermeye çalışıyoruz.
Stil danışmanlığı yaptığımız erkekler feminen görünmekten çekiniyor demiştim ya, aynı durum Kıvanç’ta da yaşandı. Çok derin v yakalı bir tişortü “Ben bunu giymeyeyim” diyerek geri yolladı.
Selçuk Yöntem hiç spor giyinmiyor, varsa yoksa takım elbise ve gömlek.
Başak D. F.: Yöntem’i İngiliz beyefendisi gibi giydirmemiz istendi. Bu yüzden ceketinin içine asla tişört giymiyor, jean’i pek kullanmıyor. Gömlek, kravat ve ceketle geziyor. Selçuk bey sete jean’le, Replay tişörtlerle, deri bileziklerle geliyor. Adnan karakterine bürünürken tüm bunlarla vedalaşıyor.
Dizinin izleyicileri kıyafetleri ne kadar takip ediyor? Mağazalara gidip başrollerdekilerin üzerinde gördüğü kıyafetleri satın alıyor mu?
Başak D. F.: Mağaza müdürleri ile iletişim halindeyiz. Söylediklerine göre ne giydirsek bitiyormuş mağazalarda. Dizideki kıyafetlerin farklı rengini bile sormuyorlar, illa aynı renktekini satın alıyorlarmış. Dizinin jeneriğinde o bölümde giyilen kıyafetlerin markaları ve tasarımcıları yazıyor. Dizinin ertesi gün e-posta ve telefon yağmuruna tutuluyoruz, “Şu kıyafeti nerden aldınız?” diye. Kimi de alışverişe çıkmadan önce birkaç bölüm boyunca “Aşk-ı Memnu”yu dikkatlice izlediğini, alacaklarını belirlediğini sonra da alışverişe çıktığını söylüyor.
“Bu iş bizim giysi alışverişi hevesimizi köreltti”
Fransez ve Marşan müşterileri için çok sık mağaza gezdikleri ve her gün arabalarının bagajını kıyafetlerle doldurdukları için alışverişe doymuş: “Bu iş giysi alışverişi hevesimizi köreltti. Başkalarına kıyafet alırken alışveriş tatmini yaşıyoruz.”
2shoppers’ın verdiği diğer hizmetlerden biri de gardırop check-up. Marşan ve Fransez “Dolabınızdaki kıyafetlerin genelde sadece yüzde 20’sini kullanıyorsunuz” diyor. İşte gardırop check-up’ı hizmeti bunun için var. Miladını doldurmuş kıyafetler itinayla ayıklanıyor, hâlâ moda olanlar elden geçiriliyor, mesela bir eteği kaç farklı şekilde giyebileceğiniz anlatılıyor. Birkaç aksesuarla, birkaç yeni kıyafetle yeni kombinler yaratılıyor.
Alışveriş yapmaya zamanınız yok, o kadar çok mağaza var ki neyi nereden alacağınızı bilemiyorsunuz. Kombin yapmak sizin için çok zor. Hangi pantolonu hangi bluzla giymeli? Alışveriş ve stil danışmanları Başak Dizer Fransez ve Deniz Marşan tarzı olmayanlara tarz yaratıyor, tarzı olanlar için ise mağazaları geziyor; sezonun trend ve renklerinde, stillerine uygun sezon alışverişi yapıyor. Cildinize ve saçınıza giden renkleri seçiyor, vücut tipinize en uygun kesimleri buluyor, uzak duracağınız modelleri belirliyor, sizi “stil sahibi” yapıyorlar.
Kayak tatiline gidene trendlere göre bavul
Alışveriş ve stil danışmanlığında kıyafetlere ayrılan bütçenin yüzde 25’ini danışmanlık ücreti olarak alan ikili adamakıllı bir gardırop hazırlamak için yaklaşık 30 kıyafet alınması gerektiğini söylüyorlar: “Bu kıyafetlere uygun 50 kombin belirliyoruz. Eşleştirmeleri unutmamaları için kombinlerin fotoğrafını çekiyor ve müşterimize veriyoruz.”
Fransez ve Marşan isterseniz daha küçük bir bütçeyle farklı gardıroplar da hazırlıyorlar. Mesela “Bir haftalık bir tatile çıkıyorum. Bavuluma sığacak sayıda kombin seçer misiniz?” diyene de “Kayağa gidiyorum. Bana kış trendlerini yansıtan bir bavul hazırlayın” diyene de yardımcı oluyorlar.
2shoppers adıyla hizmet veren ikili Bilsar’da 1,5 yıl boyunca aynı masada çalışmış, sonra dost olmuşlar. Fransez hala Bilsar’da tasarımcı.
İşe başlama hikayelerini anlatırken “Arkadaşlarımız ikimizden de stillerini oluşturma konusunda yardım ister, ‘Haydi birlikte alışverişe çıkalım’ gibi isteklerde bulunurlardı. Bu eğlenceli hobimizi işe dönüştürerek şirketimiz 2shoppers’ı kurduk” diyorlar.
Fransez ve Marşan sadece kadınları değil erkekleri de giydiriyor. Erkeklerin giyim konusundaki önyargılarını kırmaya çalışıyorlar: “Erkeklerin en çok kortukları şey feminen görünmek. Pembe, mor, kırmızı, turuncudan kaçınıyorlar.”
“Özellikle kadınlara tavsiyelerde bulunurken ‘ayarı’ iyi yapmak lazım. Onlara vücut tiplerindeki kusurları anlatırken nasıl bir yol izliyorsunuz?” sorusunu Başak Dizer Fransez şöyle cevaplıyor: “Kalçalarınız göğsünüze göre hafifçe geniş ama biz onu hallederiz, kamufle ederiz, merak etmeyin’ diyoruz. Kusurunu bir türlü kabul etmeyenlere ise size şu kesimdeki elbiseler yakışıyor, trendleri unutun şeklinde açıklama yapıyoruz.”
“Beren Saat için femme fatale tarzda kıyafetler seçiyoruz”
“Aşk-ı Memnu” dizisinin başrol oyuncularını da siz giydiriyorsunuz.
Deniz M.: Tüm dizilerde kostüm ekibi var ama ilk defa bir dizide karakterlere özel styling yapılıyor. Senaryo ekibi başrollerdeki karakterlerin özelliklerini anlattı. Karakterlere ve senaryonun gelişimine göre belirledik giyimlerini. Ben Nebahat Çehre (Firdevs), Beren Saat (Bihter) ve Nur Aysan’ın (Peyker) kıyafetleriyle ilgileniyorum.
Başak D. F.: Ben de Kıvanç Tatlıtuğ (Behlül) ve Selçuk Yöntem’inkilerle (Adnan).
Beren Saat’in canlandırdığı Bihter karakterinin gardırobunu nasıl oluşturdunuz?
Deniz M.: Bihter karakteri evlenmeden önce daha masumane, daha yaşına uygun giyinirken kendinden yaşça büyük bir adamla evlenince daha dişi oldu, daha güçlü bir kadın haline geldi. Femme fatale tarzda kıyafetler belirledik Beren için. Vücut hatlarını belli eden, iddialı tasarımlar giydiriyoruz. Bir eşofman giyse bile vücudunu ön plana çıkarıyoruz.
Nebahat Çehre, Firdevs rolünde günün her anı şık. Boynunu sakatladığında ve boyunluk taktığında bile fularını eksik etmedi. Boyunluğuna doladı fuları.
Deniz M.: Firdevs gösterişe meraklı bir karakter. Havalı, süslü bir kadın. Takmayı takıştırmayı seviyor. Bu yüzden hasta haliyle bile fular takması, şık giyinmesi normal. Firdevs’e özel baston yapıldı, bastonun üstü bile taşlarla süslüydü.
“Kıvanç Tatlıtuğ’a hovarda bir hava vermeye çalışıyoruz”
Kıvanç Tatlıtuğ’un dizideki tarzını belirlerken nelere dikkat ettiniz?
Başak D. F.: Çapkın, eğlenmeyi seven bir çocuk Behlül. Karakter anlatılırken “Çok efendi görünmesin, kolej çocuğu gibi giyinmesin” denildi. Onun için dar kesimler, iddialı modeller seçtik. Türkiye’deki klüp gençliğinin giyindiği gibi giydirdik. Spor tarzdaki ayakkabılarla, kasketlerle, atkılarla ve deri ceketlerle ona hovarda bir hava vermeye çalışıyoruz.
Stil danışmanlığı yaptığımız erkekler feminen görünmekten çekiniyor demiştim ya, aynı durum Kıvanç’ta da yaşandı. Çok derin v yakalı bir tişortü “Ben bunu giymeyeyim” diyerek geri yolladı.
Selçuk Yöntem hiç spor giyinmiyor, varsa yoksa takım elbise ve gömlek.
Başak D. F.: Yöntem’i İngiliz beyefendisi gibi giydirmemiz istendi. Bu yüzden ceketinin içine asla tişört giymiyor, jean’i pek kullanmıyor. Gömlek, kravat ve ceketle geziyor. Selçuk bey sete jean’le, Replay tişörtlerle, deri bileziklerle geliyor. Adnan karakterine bürünürken tüm bunlarla vedalaşıyor.
Dizinin izleyicileri kıyafetleri ne kadar takip ediyor? Mağazalara gidip başrollerdekilerin üzerinde gördüğü kıyafetleri satın alıyor mu?
Başak D. F.: Mağaza müdürleri ile iletişim halindeyiz. Söylediklerine göre ne giydirsek bitiyormuş mağazalarda. Dizideki kıyafetlerin farklı rengini bile sormuyorlar, illa aynı renktekini satın alıyorlarmış. Dizinin jeneriğinde o bölümde giyilen kıyafetlerin markaları ve tasarımcıları yazıyor. Dizinin ertesi gün e-posta ve telefon yağmuruna tutuluyoruz, “Şu kıyafeti nerden aldınız?” diye. Kimi de alışverişe çıkmadan önce birkaç bölüm boyunca “Aşk-ı Memnu”yu dikkatlice izlediğini, alacaklarını belirlediğini sonra da alışverişe çıktığını söylüyor.
“Bu iş bizim giysi alışverişi hevesimizi köreltti”
Fransez ve Marşan müşterileri için çok sık mağaza gezdikleri ve her gün arabalarının bagajını kıyafetlerle doldurdukları için alışverişe doymuş: “Bu iş giysi alışverişi hevesimizi köreltti. Başkalarına kıyafet alırken alışveriş tatmini yaşıyoruz.”
2shoppers’ın verdiği diğer hizmetlerden biri de gardırop check-up. Marşan ve Fransez “Dolabınızdaki kıyafetlerin genelde sadece yüzde 20’sini kullanıyorsunuz” diyor. İşte gardırop check-up’ı hizmeti bunun için var. Miladını doldurmuş kıyafetler itinayla ayıklanıyor, hâlâ moda olanlar elden geçiriliyor, mesela bir eteği kaç farklı şekilde giyebileceğiniz anlatılıyor. Birkaç aksesuarla, birkaç yeni kıyafetle yeni kombinler yaratılıyor.
(ELİF BERKÖZ ÜNYAY elif.berkoz@milliyet.com.tr)
Yeni röportajları:
Ntvmsnbc'ye verdikleri son röportaj...
Başak Dizer Fransez ve Deniz Marşan Türkiye’de yeni başlayan bir sektörün öncülerinden iki genç kadın. 2 shoppers isimli şirketleri pek çok yere moda ve stil konusunda danışmanlık yapıyor. Son dönemde NTV bünyesindeki kanallarda sunucuların sade giyimlerinden makyajlarına kadar her konuda karar verirken, her giydiği moda olan Aşk-ı Memnu’nun Bihter’inin (Beren Saat) ve diğer oyuncularının kıyafetlerini de onlar belirliyor.
Öncelikle işinizi biraz anlatır mısınız?
Deniz Marşan: Bizim yaptığımız işin adı personel shopping. Yani insanların kıyafet seçimlerine ve stillerine yardım ediyoruz. Mesela alışveriş yaparlarken birbirlerine uyumlu eşyalar almıyorlar ya da bunu beceremiyorlar. O noktada biz devreye giriyoruz. Hani bazen alışverişte arkadaşından fikir ister kimileri. Biz bunu profesyonelce yapıyoruz.
Başak Dizer Fransez: Tabii sadece kişilere değil, kurumlara da danışmanlık veriyoruz. Ayrıca moda çekimlerine çağrılıyoruz. Ancak esas olarak kişilerin kıyafet alışverişlerinde fikir vermek üzerine biz bu işe başladık. Bizim yaptığımız iş çok da pahalı değil. Mesela bir kadın bir yılda parça parça alışverişler yapar ama o yaptıklarını birbirleriyle eşleştiremez. O zaman biz diyoruz ki, “Sen o parayı bize ver, biz senin adına bir seferde hepsini toptan alıp halledelim.”
D.M: Türkiye’de en zor yapılan şey eşleştirmek. Eskiden biz evlere de gider ve gardıroptakileri birbirleriyle eşleştirirdik.
2 shoppers fikri nasıl ortaya çıktı? Bu işe nasıl başladınız?
D.M: Ben diplomat olacağımı düşünüyordum. Uludağ Üniversitesi’nde Uluslaraarası İlişkiler ve Siyaset Bilimi okudum. Sonra baktım modaya yatkınlığım var ve bu tarzda bir iş yapmak istiyorum, İtalya’ya gitmeye karar verdim ve Milano’da Marangoni’de kurslar aldım. Ardından Türkiye’ye döndüm ama ilk önce bir reklam şirketinde çalıştım, oradan Bilsar Tekstil’e geçtim. Bilsar’da kurumsal iletişim yöneticiliği yapıyordum. Oradaki görsel düzenlemelerden ben sorumluydum. Herkese alışveriş yapıyordum. Bu arada biz Başak ile aynı odayı paylaşıyorduk. “Neden bunu kendi işimiz haline getirmeyelim” dedik. Dünyada personal shopping kavramı çok yaygın. Özellikle ünlü kişilerin çalıştıkları, onların stillerini belirleyen kişiler var. Fakat bu Türkiye’de çok yaygın değil. Bu eksikliği görerek çevremizdekilerin stil danışmanlığını yapmaya başladık. İnsanlar memnun kaldıkça tekrar geldiler. Ardından Aşk-ı Memnu dizisi için teklif geldi. Dizi tutunca, bizim yaptığımız iş daha da duyuldu. Dikiş dikme yeteneğim yok ama ben çok güzel kombinasyonlar yaparım. Herkesin bir şeye yatkınlığı vardır, benimki de birbirine uyacak elbiseleri bir araya getirmek. Bu belki de hayatta yaptığım en iyi şey. Birbirine hiç uymayacak kıyafetleri çok güzel şekilde bir araya getirebilirim. Ancak bir şeyi sıfırdan yaratmak, o ayrı bir eğitim istiyor ve bende mevcut değil. Tabii ki kafamda bir şeyler canlandırabilirim ama onları hayata geçirebilir miyim bilmiyorum. Gerçekten kıyafetleri, takıları birbirlerine uyacak şekilde bir araya getirme konusunda bir yeteneğim olduğunu düşünüyorum.
B.D.F: Benim çocukluğumdan gelen bir şey bu. Devamlı defile resimleri çiziyordum, kadın resimleri çizip onlara kıyafetler boyuyordum. Bursa’da büyüdüğüm için böyle bir fırsat yoktu. O zaman aklımıza bile modacı olmak, modanın içinde yer almak gelmiyordu. Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler bölümü mezunuyum. Okulun son sınıfında madem bu modayı iş olarak yapamayacağım, hobi olarak devam ettireyim diyerek, Mimar Sinan Üniversitesi’nde bir hocadan tasarım dersleri almaya başladım moda tasarımıyla ilgili. Hocanın desteğiyle çünkü “Senin yeteneğin bu yönde devem etmelisin” dedi, ben üç ay İtalya’ya gittim. Yazlık kurslara gittim. Ancak onları da işe çevirmek zor olduğundan, İngiltere’ye giderek bir buçuk sene Central Saints Martins London College of Fashion eğitim aldım. Londra’dan döner dönmez de Vakko’da tasarımcı olarak işe başladım. Benim tasarım aslında üniversitede başladı ama tamamen içten gelen bir durumdu. Vakko’da üç buçuk sene erkek stil yardımcılığı ve tasarımcılık yaptım. Oradan Deniz ile tanıştığımız Bilsar’a geçtim. Orada da üç buçuk sene tasarım yaptım. Hala da oraya tasarım yapmaya devam ediyorum.
D.M: Başak’ın tasarıma yeteneği var, onu demek istiyordum. Tasarımcılık biraz da eğitimle olan bir iş. Çizebilme yeteneği de gerekli.
B.D.F: Sadece eğitimle olmuyor, yetenek de şart.
Kısaca siz bir elmanın iki yarısısınız.
D.M: Kesinlikle ama Başak benim yaptığım tarafı da yapabiliyor.
B.D.F: Sonuçta tasarım yapıyorsunuz, oradaki kıyafetleri, show roomdaki kıyafetleri kombin ediyorsunuz. Kombin yapmak, görerek kıyafetleri bir araya getirmek. Tasarım da aklınızda görüp onu hayata geçirmek oluyor.
D.M: Türkiye’de kıyafetlerin kombin edilmesinde sorun var. O yüzden insanların kıyafet, stil danışmanları var. Yoksa gidersiniz ve istediğiniz her yerden alışveriş yapabilirsiniz.
B.D.F: Ben tasarımcı olarak, Deniz’de görsel olarak devam edebilirdi işe ama biz Türkiye’de alışveriş ve stil danışmanlığı eksiğini gördük. Bunlar birbirini tamamlayan işler. Yani kişilere özel alışveriş yapmak. Onların yapamadığını, göremediğini, bir araya getiremediğini onlar adına biz yapıyoruz. Türkiye’de dergi ve katalog çekimlerinde bunlar zaten yapılıyordu. Bizim esas yapmak istediğimiz bunu kişisel hale getirmek. Yurtdışında buna personel shopper deniyor ve çok yaygın.
Kişilere neyin yakışacağını, tarzının ne olduğunu anlamak için neler yapıyorsunuz? Neyi giyeceğine nasıl karar veriyorsunuz?
B.D.F: Kişinin her özelliği önemlidir. Oturup, uzun uzun konuşmadan alışveriş yapamayız.
D.M: En önemlisi kişinini karakteri. Biz kişinin karakterine uygun olmayan bir şeyi asla giydirmeyiz. Bunun için ilk önce oturup tanışıyoruz. Çok ciddi bir insanı, çok ciddi giydiremezsiniz.
B.D.F: Mesela kırmızı sevemeye bilir ya da öyle bir işi vardır ki sürekli ciddi toplantılara giren bir kadın olabilir. Bir de hayatının en büyük saatleri nerede geçiyor, geceleri dışarı çıkıyor mu, çıkıyorsa nerelere gidiyor bunlar önemli noktalar. Mesela bir yaştan sonra göze batmak istiyordur ya da sade kıyafetler giymek istiyordur. Kişilerin hem istediğine, hem karakterine hem de sosyal yaşamına bakıyoruz. Ardından vücut tipine göre kıyafetler seçiyoruz.
D.M: Bizim için moda en son nokta. Önemli olan kişinin karakterine ve istediklerine uygun olması. Sonra modaya bakıyoruz.
B.D.F: Mesela moda renkler gitmeyebilir o kişiye. Moda bir etek kesimi vardır ama kişiye uygun değildir, moda diye almazsınız. Demode olmamış şeyleri almak da önemli ama burada. Hem demode olmayan kıyafetleri seçip hem de modayı göz önünde bulundurmak gerekiyor. Biz hem modayı takip ediyor hissi yaratacak, hem sosyal yaşamında fark edilecek şekilde stilini değiştirmeye yönelik çalışmalar yapıyoruz.
Saç kesimine de karışıyor musunuz?
D.M: Bizden bu konuda yardım istenirse tabii ki de yardım ediyoruz. Herkesin yüz tipine uygun bir saç stili vardır, ona göre kestirmelerini ya da o saç tipini yaptırmalarını söyleyebiliyoruz. NTV için birkaç kişiye saç değişikliği önerdik. Bir de herkesin makyajıyla ilgilendik.
NTV’de son dönemde özellikle sunucuların kıyafetleri çok göze çarpmıyor, haberin önüne geçmiyor. Ancak bazı kanallarda bunun tersi söz konusu olabiliyor…
D.M: Makyaj patlıyor bazen, saçlar çok göz alıyor. NTV’de de vardı bu tarz durumlar daha önceleri. Özellikle makyaj biraz abartı yapılıyor gibiydi. Bizle NTV’nin çalışmak istemesinin nedeni de buydu. Haber kanalına uygun bir tarz yaratılmasını istiyorlardı. Biz esasında kişilere uygun bir tarz yaratmadık, NTV’ye bir tarz yaratıp kişileri ona göre giydirdik.
B.D.F: Çalışmaya başladığımız zaman kimi kişiler bize pembeyi, moru sevdiklerini söyledi. Bunları özel yaşamlarında giyebilirler ama haber sunarken belli renklere bağlı kalmalılar. Bunun için gittik belli kravatlar seçtik, ayrıca evlerinden getirebilecekleri kimi giysilerin renklerini konuştuk.
D.M: Kimi kadın sunucularla alışverişe gidiyoruz elleri hep renkli şeylere gidiyor. Onları hayatlarından çıkardık. Ekranda pespembe giymiş birini görünce kıyafete bakmaktan ne anlattığını göremiyorsun. Bu çok doğru da olmuyor. Biz bunun için daha düz ve renksiz kıyafetler seçtik.
B.D.F: Aksesuarlar da önemli bir yandan. Kimi zaman küpelere, yüzüklere bakmaktan haberleri izleyemezsiniz. Onları da azalttık. Belki inci bir küpe. Kolyeleri de çıkarttırdık.
D.M: Hiç aksesuar alışverişi yapmadık, artık mümkün oldukça az aksesuar takıyorlar.
Bunu esasında her kanalın yapması gerekiyor, değil mi?
D.M: Kesinlikle yapması gerekiyor. Bu bir ilk oldu. Bu işe başladıktan sonra bazı haber kanallarını izlemeye başladık ve kimi zaman şok oluyoruz. Bu kıyafete ya da makyaja nasıl bir şey demiyorlar diye. Bunu NTV yönetimi çok iyi düşündü esasında.
B.D.F: Bir de mesela kanal yöneticisi bunu görebiliyor ve bazı uygulamalar getirmek istiyor. Ancak yerine ne önereceğini bilemeyebilir. O noktada biz devreye girdik. Öneriler sunduk, bu çiçekli bodyi ya da dantelli içliği giyme deyip onun alternatifini sunduk. Hatta alışverişlerini yapıp gidip teslim ettik. Bazı arkadaşlar gelmedi, onlar yerine kıyafetleri alıp, fotoğraflarını çekip, kombinlerini gösterip teslim ettik. Bizim haberimiz olmadan bir şey giymedikleri sürece NTV’de kıyafeti programın önüne geçecek birini bulamazsınız.
D.M: Birkaç kişinin evine de gittik. Evdeki kıyafetlere baktık. Kimi kadınlar evlerinden kıyafet getirdi. Oradan elemeler yaptık.
Mehmet Ali Birand, Uğur Dündar ve Ali Kırca’yı da katarak bakarsak Türkiye’de en iyi giyinen haber sunucusu kim?
B.D.F: Uğur Dündar uyumlu giyiniyor ama onun da kravatları bazen çok desenli ve renkli olabiliyor. Bordo çok takar. Ali Kırca’nın da bazen gömlekleri çok koyu renk oluyor. Mehmet Ali Birand iyi gibi ama onda da bazen sorun oluyor.
D.M: Şimdi haber sunanlar haftanın her günü televizyona çıkıyorlar ve belli bir sponsorları var, her seferinde siyah takım elbise beyaz gömlek, gri takım elbise mavi gömlek giyinemeyecekleri için değişiklik istiyorlar. Zor o sebepten.
B.D.F: Bir de anchorman (ana haber sunucusu) oldukları için söz hakları daha fazla olabilir, kıyafet konusunda kendi istediklerini söyleyebilirler. Açıkçası kendi programını yapan kimsenin kıyafetini eleştirmek doğru değil. Onun özel programıdır ama haber sunmak ayrı bir olay. Uğur Dündar mesela kendi programını yapıyor, ne giyse olur.
Uğur Dündardan söz açılmışken yanlış bilmiyorsam kıyafetlerini kendi alır ve sponsorun adını görmezsiniz jenerikte. Bunun için ne düşünüyorsunuz?
D.M: Bu bir tercih meselesi, alım gücü varsa tabii yapılabilinir. Ancak sponsorluk gerçeği bir nevi barter çalışması. Kişi her gün giyineceği için yüksek bütçelere mal oluyor. Bunun karşılığında tabii sponsor bulunuyor ki farklı farklı kıyafetler gösterilsin. Hem sizin hayatınız kolaylaşsın hem de onun kıyafetleri gösterilsin.
B.D.F: Doğru seçtikten sonra bir sorun yok. Sonuçta birini seçer ya ona alışveriş yaptırır ya da kendi seçer.
D.M: Tek bir markaya bağlı kalmak istemeyebilir.
B.D.F: Uğur Dündar bir de modayı bilen, haber kanallarında kişilerin bazen kıyafet ve makyajlarının olmadığını söyleyen biri. Onun ayrı bir hassaslığı var zaten.
Yurt dışında bu iş nasıl yapılıyor?
D.M: Yurt dışlındaki sunucuları da inceledik ve Türkiye’deki gibi çok göze batan kişiler yok. Bir takım haber kanallarındaki gibi çok şaşalı giyinenler yok. Çok düz giyiniyorlar, inci küpeler takılıyorlar.
B.D.F: Saçı boyasız, makyajsız çok kadın var. Zaten onlar için güzellik önemli değil. Aşırı bakımlı kadın yok neredeyse. Bizde ise çok bakımlı kadın var.
D.M: İnsanlar tabii haberleri izlerken güzel birini görmek, ondan haberi dinlemek isterler ama güzelliğin senin haberinin önüne geçmemesi lazım.
2 shoppers’ı ayrıca dizilere de danışmanlık veriyor. Nasıl oldu bu?
B.D.F: Aşk-ı Memnu ve Samanyolu dizilerinin. Biz esasında bu kadar dizi işine gireceğimizi başlangıçta düşünmüyorduk. Ay Yapım’ın patronu Kerem Çatay geldiğinde ve bizden kıyafetleri ile de konuşulacak bir dizi yapılmasını istediğini söylediğinde, biz açıkçası bu kadar konuşulacağını düşünmemiştik. Fakat çok güzel oldu. Kadrosu, yapım şirketi, herkes iyi olunca, kıyafetler de iyi olunca iş tuttu.
D.M: Ben ayrıca şunun adına çok sevindim, eskiden çok zengin bir hayattan bahsedilir ama triko kazak ile akşam yemeğine inilirdi ve çok inanılmazdı. Şimdi o zengin hayata uygun kıyafetler giyince karakterler, ona özel bir sektör oluştu. Yeni dizilerin artık özel kostüm sorumluları, stil danışmanları var. Geçmişte bu yoktu ve biz Aşk-ı Memnu ile bir çığır açtık.
B.D.F: Bütün sponsorları bir de ikimiz bulduk. Bütün markaları inceledik ve gidip konuştuk. İlk başta çok zordu zira dizi bilinmiyordu ama dizi bilinip, biz de tanınmaya başladıkça daha kolaylaştı. Hayatında ne dergiye ne diziye ürün vermemiş birçok marka ile çalıştık. Hepsi de iyi markalar.
D.M: Ayrıca Türk tasarımcılar. Hiç bilinmeyen tasarımcılar tanındı. Dizi ilk başladığı zaman, biz de tasarımcıları tanıdığımız için gidip kadın kıyafetlerini onlardan almaya başladık. O zamanlar sponsorlar yoktu ama sonradan özel sahnelerde giyilen kıyafetlerin hepsi de tasarımcıların ürünüydü. O tasarımcıları modayla sadece ilgilenenler biliyordu fakat diziden sonra Anadolu’da tanındılar, halka indiler. O açıdan da çok faydalı oldu.
B.D.F: Bizden sonra markalar dizilere ürün vermeye başladı. Mesela bizim dizimizin karakterlerinin giydiği kıyafetler ertesi gün bitiyor. Bizim çalıştığımız mağazaların müdürleri, kendileri söylüyor gece televizyonda görünen kıyafetler sabah hemen bitiyormuş.
2 shoppers şu an hangi işleri yapıyor?
B.D.F: NTV ile çalışıyoruz, iki dizinin kostüm sorumlularıyız. Ben ayrıca Sabah gazetesinde “Adamakıllı” diye bir köşe yazıyorum cumartesi günleri ve eski firmama tasarım yapıyorum. Bunun dışında müşterilerimiz var, bir tiyatro oyununun kıyafetlerini seçtik, kimi mağazaların alışveriş danışmanlığını yapıyoruz. Kısaca çok yoğun bir dönemdeyiz. Modayla alakalıysa işleri kabul ediyoruz. Şu an biraz stil danışmanlığının dışına çıktık. Çemberi genişlettik.
Siz kendinize nasıl alışveriş yapıyorsunuz?
D.M: Biz yurtdışında alışveriş yapıyoruz.
B.D.F: Burada her şeyi gördüğümüz için, mağazaların içini dışını bildiğimiz için artık hevesimiz kalmadı. Moda haftalarına ya da fuarlara gittiğimiz zaman oradan alışveriş yapıyoruz.
D.M: Türkiye’de de tasarımcılardan alıyorum.
İçinizden hadi alışverişe çıkalım demek gelmiyor mu?
(İkisi birden gülerek) Zaten her gün alışverişteyiz.
B.D.F: Ben İstinye Park’ın delisiyim, her gün oradayım.
D.M: Ben de her gün Nişantaşı’ndayım.
Dışarıdan keyifli bir iş gibi görünüyor…
D.M: Keyifli görünüyor ama her gün yapınca çok yorucu oluyor.
B.D.F: Bir de senaryo son saniye elimize geliyor. Mesela şu an senaryo yok. Gelince koştur koştur alışveriş yap. Bölümlere ani giriliyor. Öyle bir hafta kıyafet bulmayayım olmuyor.
D.M: Her şeyi son saniyede halletmek için araştırmaları önceden yapıp, nerede neyi gördüğünüzü kafanızda tutmanız gerekiyor. Çok iyi bir hafıza lazım. Kıyafet unutmak gibi bir lüksümüz yok, mesela bana 5 bölüm önceki kıyafeti sordukları zaman anında o kıyafeti hatırlayıp markasını söyleyebilmeliyim. Artık insanların yüzünü unutuyorum ama kıyafetlerini unutmuyorum.
Türkiye’de alışveriş anlamında eksikliklerini gördüğünüz ürünler var mı?
D.M: Bazı noktalarda çok eksik var. Mesela mayo, bikini konusunda çok az çeşit var. Onun dışında aksesuar satan yerler inanılmaz az. Mesela Londra’da her sokakta aksesuar satan yerler bulabilirsiniz. Burada maalesef yok gibi. Ayrıca her ülkede kendisiyle bütünleşen bir stil vardır. Mesela New York’taki kadınların benzeyen bir özellikleri olur, Londra’da da böyle, Milano, Paris’te de. Biz kendi özlerimizden bir moda yaratamadık. Türkiye’de İstanbul’da bu yok.
B.D.F: Herkes birbirine benziyor ama tarz yok. Herkes aynı kıyafet, saç ve makyaj. Türkiye’de herkes aynı ama kendisine özgü bir stili yok. Özgür kadınlar var orada. Tarzları farklı. Abuk sabuk bir şey takıyorlar ama kimse dönüp onlara bakmıyor. Rahatsız olmuyorlar. Bizde baskıcı bir yapı var. Orijinal olamıyoruz.
D.M: “Kısa giyme bakarlar, aman yırtık giyme laf olur” gibi küçüklüğümüzden beri söylenen şeyler bilinçaltında herhalde bir şeyler yaratmış. Spor kıyafetin altına topuklu giyilmez, onunla o gitmez gibi kalıplar var. Biraz bunları aşmak lazım, kendi tarzını yaratmak lazım.
Vogue Türkiye’nin çıkmasını nasıl buluyorsunuz?
D.M: İyi ki Türkiye’de Vogue çıkıyor. Bence harika bir iş yapıyorlar. Ayrıca bu sayede diğer kadın dergileri açısından çok iyi oldu. Artık moda dergilerinde katalog çekimlerine daha önem veriyorlar.
B.D.F: Ben çok beğeniyorum dergiyi. Türkiye’de artık moda dergileri de bir değişim geçiriyor bu şekilde.


































